BDP Ağrı Milletvekili Halil Aksoy, İmralı Adası Yüksek Güvenlikli F Tipi Kapalı Cezaevi’nde PKK Lideri Abdullah Öcalan’a uygulanmakta olan yöntemlerin “Açıkça hukuka aykırı bir infaz rejimi” olduğunu belirterek, burada yaşanan insan hakları ihlallerinin açığa çıkarılması amacıyla Meclis Araştırması açılmasını istedi.

BDP Ağrı Milletvekili Halil Aksoy, İmralı Adası Yüksek Güvenlikli F Tipi Kapalı Cezaevi’ndeki hak ihlallerinin “Açıkça hukuka aykırı olan infaz rejimi” olduğunu belirterek, bu uygulamaların açığa çıkartılması amacıyla Anayasanın 98′inci İç Tüzüğün 104 ve 105′inci maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını istedi. Gerekçede, İmralı Tek Kişilik Merkez Kapalı Cezaevi’nde 11 yıl tek başına kaldıktan sonra, 17 Kasım 2009 tarihinde İmralı Adası Yüksek Güvenlikli F Tipi Cezaevi’ne nakledilen Abdullah Öcalan’ın, 27 Temmuz 2011 tarihinden bu yana avukatları ve yakınlarıyla görüştürülmediğine vurgu yapan Aksoy, “Her seferinde ‘Hava Muhalefeti’ ve ‘Koster Bozuk’ gibi gerekçelerle avukatları ve ailesiyle görüş gerçekleştiremeyen Öcalan için, adeta ayrı bir ‘infaz rejimi’ uygulanmaktadır” dedi.

EMSALSİZ BİR UYGULAMA

Öcalan’a yönelik uygulamaların emsallerinin diğer F Tipi cezaevleri ile benzer bir yanının olmadığını kaydeden Aksoy, İmralı Yüksek Güvenlikli F Tipi Kapalı Cezaevi’nde sürdürülen uygulamaların hukuka açıkça aykırı olduğunu ve Öcalan ile diğer 5 hükümlüye yasalarda olmayan uygulamaların devreye sokulduğunu kaydetti. Öcalan’ın aynı cezaevine nakledilen diğer 5 hükümlüyle görüşme süresinin haftada bir gün ve sadece 3 saat ile sınırlandırıldığına dikkat çeken Aksoy, bu saatin diğer F Tipi cezaevlerinde 10 saat olduğunun altını çizdi. Yine yasaya göre ağırlaştırılmış müebbet hapis hükümlüsü 3 tutuklunun gün içinde ortak havalandırmaya çıkabildiğine vurgu yapan Aksoy, İmralı Cezaevi’nde bu hakkın söz konusu olmadığını belirtti.

GİZLİLİK İHLALİ

Tüm başvurulara ve CPT’nin de bu yönlü somut tavsiyesine rağmen Öcalan’a televizyon verilmediğini belirten Aksoy, Öcalan’ın diğer cezaevlerinin aksine telefon ve haberleşme hakkından da yararlanamadığının altını çizdi. Tüm tutuklu ve hükümlülerin ayda bir kez “açık görüş” yapma hakkının da Abdullah Öcalan’a tanınmadığını gerekçede dile getiren Aksoy, avukat görüşmelerinin gizliliğinin ihlal edildiğini belirtti. Vekil-müvekkil görüşmelerinin yasadışı bir şekilde kayıt altına alındığını ve görüşme boyunca Adalet Bakanlığı’ndan bir görevlinin görüşmeye katıldığını ifade eden Aksoy, görüşme sonucunda avukatların tüm notlarına el konulduğunu hatırlattı.

27 TEMMUZ’DAN BERİ SÜREN TAM TECRİT

Ayrıca Abdullah Öcalan’ın 41 avukatının, 22 Kasım 2011 tarihinde gözaltına alındığını ve bunlardan 35′inin tutuklandığını hatırlatan Aksoy, “Avukatlara yöneltilen temel suçlama ise, Ulusal ve Uluslararası hukuk kurallarına göre kayıt altına alınması yasak olan avukat müvekkil görüşmeleridir” dedi. Uygulanan mevcut hukuk dışı uygulamaların yanı sıra, İmralı Cezaevi’nde yaşanan en büyük hak ihlalinin Öcalan’ın ve diğer 5 tutuklunun yaklaşık 6 aydır avukatları ve yakınları ile çeşitli gerekçeler ile görüştürülmemesi olduğunu ifade eden Aksoy, “Yaklaşık 6 aydır ‘bozuk’ olan koster her nedense tamir edilmemiştir. Aynı şekilde hava muhalefeti ise, hiç bitmemiştir. Oysa ki, Adalet Bakanlığı, bozuk olduğu iddia edilen kosterin yerine yeni bir tanesini tahsis edebileceği gibi, mevcut olanı da tamir ettirebilme olanakları bulunmaktadır. Nitekim herkesin tahmin ettiği ve bildiği gerçeği, Adalet Bakanı bizzat katıldığı bir televizyon programında itiraf etmiştir” dedi.

HUKUK DIŞI İNFAZ REJİMİ

Üç buçuk milyon insanın “Sayın Öcalan İrademdir” şeklinde imzaladıkları dilekçeleri Meclis’e gönderdiğini hatırlatan Aksoy, buna rağmen Öcalan’ın 13 yıldır ağır tecrit koşulları altında bulunduğunu, “tecrit içinde tecrit”, “ceza içinde ceza” mantığıyla avukatları ve yakınlarıyla görüşmesinin engellendiğini ve bunun ağır bir insan hakkı ihlali olduğunu belirtti. Aksoy, “İmralı Adası Yüksek Güvenlik F Tipi Kapalı Cezaevi’nde uygulanan hukuk dışı infaz rejimi ve burada kalan Abdullah Öcalan ve diğer 5 hükümlünün avukatları ve aileleriyle görüştürülmemeleri hususu, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından oluşturulacak bir komisyon tarafından araştırılması bir kaçınılmazlık olmuştur” dedi.



Bir Cevap Yaz